En İyi Roguelike Oyunlar

En İyi Roguelike Oyunlar

Zor oyunlarla baş etmeyi kendine görev edinmiş insanlar için ilk seçenek olarak souls-born/souls-like türü oyunlar gelse de aslında en az onlar kadar, hatta bazı noktalarda onlardan da zor olan bir oyun türü var: roguelike.

Peki nedir bu rogue-like? Kısaca özetlemek gerekirse, rogue benzeri oyunlar “perma death” denilen kalıcı ölüme sahip, yani öldüğünüzde tüm ilerlemenizi kaybederek sıfırdan tekrar başladığınız ve her seferinde farklı yapıda haritalar ile karşılaştığınız oyunlardır. Karakterinizin ne kadar yaşayacağı sizin becerinize, seçimlerinize ve bulduğunuz kaynakları nasıl kullanacağınıza bağlıdır. Bu özelliklere bir de gıcık düşmanlar eklendi mi alın size kanser edecek seviyede zor bir oyun. Peki bu türü temsil eden iyi oyunlar hangileridir? Gelin, hep beraber bakalım.

Hades

Mitoloji severler toplanın, bu oyun tam size göre! Mitoloji denince akla ilk gelen Yunan mitolojisini konu edinen Hades, mitolojik karakterleri işleyişi, sunduğu dövüş mekanikleri ve oyun içi çeşitliliği ile birçok oyuncunun gönlünde taht kurdu ve yılın oyunu ödülünü alamasa da gönüllerin şampiyonu oldu. Hades’in oğlu Zagreus oyundaki ana karakterimiz.

Oyunun hikayesi, Zagreus’un gerçek annesi Persaphone’u bulabilmek için yeryüzüne, Olympos’a ulaşmaya çalışması üzerine kurulu. Hades, oğlunun yukarıya çıkmasını istemese de Zagreus bu isteğinden vazgeçmeyecektir. Tabii bu süreçte yalnız değiliz. Olympos Dağı’ndaki tanrı akrabalarımızdan yardım alıyoruz ve oyun bu noktada bize bambaşka bir deneyim sunuyor. Diyalog çeşitliliği fazla olan Hades’te bir diyalogla bir daha karşılaşma olanağınız düşük. Bu durumun yanı sıra tanrılardan aldığımız güçlendirmeler ile nispeten az olan silah çeşitliliği farklı özelliklerin getirdiği farklı oynanışlar ile mükemmel bir hal alıyor.

Hades
Hades
40,00
den başlayan fiyatlarla

Dövüş mekaniklerine ek olarak oyunda ilerledikçe topladığımız, gelişmemize katkıda buluna birçok öğe buluyoruz ve o öğeler sayesinde tapınağa döndüğümüzde oynanış tarzımıza göre Zagreus’a ek özellikler kazandırılabiliyor. Gerek mekan tasarımları, gerekse müzikleri ve ses efektleri ile oyuncuları etkilemeyi başaran Hades, kendisine meydan okumayı seven oyuncular için vazgeçilmez bir oyun.

Dead Cells

2D roguelite türünün en iyi örneklerinden olan Dead Cells zorlu oynanışı ile birçok oyuncunun uzaktan baktığı bir oyun. Dead Cells’e bir göz atıp da sürekli baştan başlamayı sevmedikleri için oynamayanlar var ise oyuna bir şans vermelerini öneririz.

Roguelike ve Roguelite Farkı
Her iki türde de oyunun zorluğu ve tekrar oynanabilirlik elementleri ön plana çıksa da, 'Roguelite' türü oyunun gidişatından ziyade oyunda ulaşmanız gereken sona odaklıdır.

Roguelike oyunlarındaki sürekli tekrar eden bir yapı yok Dead Cells’de. Oyuna her başladığınız aynı haritanın farklı şekilde düzenlenmiş bir versiyonu ile karşılaşmamızı sağlayan, dolayısı ile tekrara girmeyen oynanış sunan bir düzenek var bu oyunda. Piksel tasarımların kullanıldığı oyunda çok fazla silah çeşitliliği var ve buna bağlı olarak çok farklı oynanış tarzı ile karşılaşıyoruz.

Eğlenceli ama aynı zamanda zor bir oynanış sunan Dead Cells, hikaye tarafında çok iyi olmasa da orta çağ salgınlarından esinlenilmiş, birkaç fantastik öğe taşıyan klasik bir hikayeye sahip. Piksel grafikler basit gibi gözükse de gayet akıcı bir oyun deneyimi sunan Dead Cells, bu türün severleri ve tekrar eden bir harita düzenine sahip olmadığı için oyun içinde tekrara bağlamayı sevmeyip bu türe giriş yapmak isteyenler için harika bir deneyim sunuyor.

Dead Cells
Dead Cells
28,00
den başlayan fiyatlarla

Skul: The Hero Slayer

Yakın zamanda tam sürüme geçen Skul: The Hero Slayer, kendine has bir mekaniği ile rogulite severlerin dikkatini çekti. Oyunun isminden de anlaşılacağı gibi oyun ‘kurukafalar’ üzerine kurulu. Bu tür oyunlarda görmeye alıştığımız silah çeşitliliği yerini kurukafa çeşitliliğine bırakmış durumda.

Skul: The Hero Slayer, kendini diğer rogulite oyunlardan ayırmak için oyunda bize silah değiştirme mekaniği yerine kurukafa değiştirme mekaniğini sunuyor. Her bir kurukafa, diğer oyunlardaki silahlar gibi farklı özellikler sunuyor ve oynanışı alışılmışın dışında bir mekanik ile çeşitlendiriyor. Diğer oyunlardaki gibi bu kurukafaları, bulduğumuz diğer kafaların kemiklerini kullanarak geliştirebiliyoruz. Her bir odanın sonunda sonraki odaların bize ödül olarak ne sunacağını Hades’te gördüğümüz gibi görebiliyoruz.

Bu oyunlardaki en sevdiğim mekanik bu olabilir çünkü öldüğünde, o ilerlemede edindiklerini kaybettiğin bir oynanışta karakterimizin ihtiyacına göre seçim yapabilmek gerçekten büyük bir lütuf. Dead Cells’e benzerliği ile dikkat çeken oyun, Dead Cells gibi her seferinde farklı bir harita sunmaya çalışmış bize fakat Dead Cells kadar başarılı olduğunu söyleyemeyiz. Çünkü Skul, bize her seferinde farklı haritalar sunuyor gibi görünse de arada bir aynı haritala denk gelmeniz münkün.

Skul: The Hero Slayer
Skul: The Hero Slayer
32,00
den başlayan fiyatlarla

Oynanışı çeşitlendiren kurukafalardan iki tane taşıyabilir ve oynarken bunlar arasında geçiş yapabilirsiniz. İki kuru kafa arasında geçiş yaparken bile bize saldırı ya da yapma şansı veren Skul’da oyundan tam anlamıyla zevk alabilmeniz için hem sizin oynayış tarzınıza hem de birbirlerine uyumlu olabilecek kurukafaları bulmanızda yara var. Tabii kurukafalar klasik bir şekilde ‘common’ – ‘rare’- ‘unique’ – ‘legendary’ şeklinde sınıflandırmaya sahip. Skull: The Hero Slayer, bu türün en vurucu oyunlarından olmasa da şans verilmeyi hak eden bir oyun olarak uygun fiyatı ile sizleri bekliyor.

Noita

Özellikle fantastik RPG oyunlarında, mevcut olduğu zaman büyücü karakteri kasarak oynayanların seveceği türden bir roguelite oyun olan Noita, yakın dövüş mekaniklerinden ziyade bize sihirli değnekler ve büyüler sunuyor.

Piksel grafiklere sahip olan Noita, oyun motoru sayesinde her pikselin fiziksel bir şekilde stimüle edildiği bir ortam sunuyor ve piksel grafiklere rağmen gayet akıcı, her hareketi hissettiğimiz bir oynanış ile karşılaşıyoruz. Her bir pikselin fiziksel olarak ayrı ayrı işlenmesi de oyunda ilerlerken yaptığımız hareketleri daha dikkatli ölçüp biçmemizi gerektiriyor. Listedeki diğer oyunlar gibi Noita da cidden zor bir oyun fakat zorluğu sadece mekaniklerinden ya da oynanışından gelmiyor. Oyuna başladığınızda neyin ne olduğu ya da ne yapacağınız hakkında çok bir fikriniz olmuyor, oyunun ilk kısımlarında ölümlerin çoğunun sebebi de bu durum oluyor zaten. Merakla oraya buraya girip her şeyi karıştırırken bir anda ölüveriyoruz. Oyun, Ata Demirer’in Tek Kişilik Dev Kadro’da (ilki mi yoksa ikincisi mi hatırlayamadım :) ) esprili bir şekilde açıkladığı ‘yaparak-yaşayarak’ öğrenme ortamı sunuyor bir nevi. Oyunun sunduğu bu durum kimisi için eğlenceli bir zorluk kimisi için tamam bir kanser.

Oyunda bir büyücüyüz ve bu açıdan oyunun sunduğu en iyi şey ise kendi büyülerimizi oluşturuyor olabilmemiz. Diğer oyunlarda kendi silahlarımızı oluşturabilsek kim bilir verdikleri haz nerelere çıkardı. Bu kadar çok ölümün olduğu oyunda sürekli baştan başlamak bir süre sonra sıkıcı gelebilir fakat Noita da Dead Cells gibi her seferin bize farklı haritalar sunuyor. Bu türün oyunları içerisinden sıyrılıp farklı bir deneyim sunma potansiyeline sahip Noita, klasik kılıç, ok gibi yakın dövüş mekaniklerinden sıkılıp farklı mekanikler isteyenler için güzel bir deneyim sunabilir.

Herkese iyi oyunlar!